Sadece fotoğrafa baktı, iliklerine kadar titriyordu. Fotoğraf yıllar öncesine aitti, kısacası küçüklüğüne. Bu duyguyu ilk o zaman hissetmişti, doğum günü partisinde. Herkes gülüp eğlenirken o tir tir titremişti. Herkes kahkahalar atarken, o kaçmak istemiş ancak hiç bir şey yapamamış adeta felç kalmış gibi hissetmişti.
Daha sekiz yaşındaydı, çocukluk aşkının doğum günü partisine davetliydi. Küçücük aklıyla süslenip püslenmiş, aynanın karşısında babasının kokularını sürüyordu. Babası onu gülerek izliyordu. Banyodan jöle getirip “Saçını yapalım mı?”diye sordu. Çocuk memnun bir gülücükle evet anlamında kafasını salladı.
Babası onu yatağın üstüne oturttu, elindeki jöleyle saçına şekil veriyordu. Bittiğinde çocuk aynanın karşısında kendini izledi. Saçlarını bakıp, kızla nasıl konuşacağının provasını yaptı. Kibar, centilmen bir delikanlı oluvermişti, küçücük bedeniyle. Özgüveni tamdı, yola çıkmak için sabırsızlanıyordu.
Babası da hazırlandıktan sonra beraber partiye gitmek için arabaya bindiler. Yolculuk heyecanlı olmasının yanında bir o kadar da eğlenceliydi. Yol boyunca babasıyla şarkı söyleyerek gitti. Doğum günü partisi olan evin önüne geldiklerinde babası oğluna nasihat verdi. Onu eve bırakarak oradan ayrıldı, oğlu arkasından el salladı.
İçeri girdiğinde, onu çocukluk aşkının annesi karşıladı. Çok heyecanlıydı, babasının nasihatıyla özgüvenini iç içe girmşti. Kadın onu içeri aldı, çocuklarla oynamasını, onun mutfakta olacağını söyledi. Çocuk diğer arkadaşlarının yanına gitti. Herkes bir şeye gülüyordu. Çocuk çok merak etti, gidince ise küçük dilini yuttu.
Saçları rengarenk, yüzü boyalı, burnuna sünger takmış, korkunç bir kadın ona bakıyordu. Titremeye başladığını hissediyordu. Bu duygu daha önce hissetmediği bir şeydi. Bağırmak, çağırmak, bir an önce kaçmak istiyordu kadından ancak sanki beyni komut vermeyi durdurmuştu.
Palyaço onu gördüğüne çok sevinmişti, onu da güldürmeye çalıştı. Çocuk o kadar korkmuştu ki kıpırdayamıyordu. İçerden çocukluk aşkının annesi gelip “Herkes burdaysa artık fotoğraf çekilelim” tümcesini duyabilmişti sadece. Herkes pastanın önüne gelmiş poz veriyordu. Palyoça onun da elini tutmuş gidelim diyordu.
Çığlık atmak istiyordu ancak ağzını bile açamıyordu. Zorla geçti palyaçonun yanına, gözünden bir damla yaş aktı. O anda flaş patladı. Ağlamak, kaçmak, anlatmak istiyordu ancak etrafta onu anlayacak kimse yoktu. Küçücük bir kalpte o partide korku doğmuştu.
Adam bir anda irkildi. Eliyle gözünden akan yaşı sildi ve fotoğrafı yerine koydu.



Yorum bırakın