Doktor sabah hazırlanıp evden işe gitmek üzere yola çıkmıştı. Kahvaltı etmek yerine iki sigara yaktı, saatine baktı çoktan beş dakika geç kalmıştı. Arabasına bindi kısa yoldan sürdü. Hastaneye vardığında her şey gayet normal ve o rahatsız edici hastane kokusu vardı. Stajyerler doktorların peşinde koşturuyor. Ara sıra koğuşlardan bağırmışlar yükseliyordu. Gece nöbetleri daha da ürkütücü oluyordu. Karanlık koridorlarda, delilerin bağırışları ve söyledikleri korkutucuydu. Doktor kendi odasına geçti paltosunu astı, masasına oturdu.
Kapı çaldı, stajyerlerden biri dosya getirmişti. Dosyayı aldı, eliyle çıkabilirsin şeklinde bir işaret yaptı. Kendi hastasına aitti dosya, kızla onaltı yaşından beri kendisi ilgileniyordu. Yirmi birinci doğum gününde insana dönmüşlerdi,içindeki sesler insana dönüşmüştü. Yani en azından kız öyle söylemişti. Akşam kriz geçirince yüksek dozajlı sakinleştirici vermişler. Sabaha kadar bırakın da öleyim diye sayıklamıştı.
Kız uyandığında kendi koğuşundan daha parlak ve daha keskin kokan bir yerde uyandı. Başı zonkluyordu. Her yerden koluna veya vücuduna bağlı kablolar uzanıyordu. Dün geceyi hatırladı, her yerdeydiler. Kendisine ne yapması gerektiğini söylüyorlardı. Eskiden sadece sesleri vardı ancak şuna silüetler ona doğru geliyordu. En son hatırladığı silüetlerin birisinin babasının küçükken ona yaptığı gibi tecavüz etmesiydi. Sonra lütfen yapma diye ağlarken ona iğne vermişlerdi.
İki saat sonra doktor geldi. Kıza ne olduğunu sordu. Kız gördüğü, duyduğu her şeyi anlattı. Kurtulmak istiyordu, dayanamıyordu her şeyi tekrar tekrar yaşamaya. Doktor birkaç not aldı. Yeni ilaçlar, bazı ilaçların dozajını ise arttırdı. Kızın durumu kötüye gidiyordu.
Kız hayattan nefret etmeye başlamıştı, her gün aynı şeyleri tekrar tekrar yaşamak acı veriyordu artık. Tüm o travmaların tekrar gözünün önüne gelirdi ama artık yaşamaya da başlamıştı. İnsanlar hiç iyi davranmamıştı ona karşı doktoru hariç. O farklıydı, ona iyi davranıyor, onunla konuşuyordu. Onun yanındayken sanki bütün beklentileri karşılanıyordu, seviliyordu.
Akşam doktorun nöbet sırasıydı, yine bahçede bir sigara yaktı sonra içerde koridorları gezmeye başladı. Kız kendisinin en eski hastalarındandı, onun İçin üzülüyordu. Tedavi olmasını istiyordu ancak kızın tamamen böyle kalacağını net olarak biliyordu. Zavallı kız siye düşündü içinden. Kızın yanına girerek ona bir doz daha sakinleştirici verince kız uyudu.
Rüyası bu sefer daha farklıydı kızın. Ona tecavüz eden babası, dayak atan abisi veya evlenmesi konusunda baskı yapan annesi yoktu, sadece doktoru vardı. Beraber dışarı çıkıyorlardı kolunda hangi tür hasta olduğunu belirten bileklik de yoktu. Taburcu oldum herhalde diye düşündü kızcağız. Beraber dondurma yediler, gülüştüler. Sonra kız aniden uyandı. Karşısında onu izleyen beş silüet görünce çığlığı bastı.
-Sen benimsin benim. Başkasının olamazsın, babanın ben senin. Ne o başka erkeklerle, benimsin sen. Duydun mu?
-Çok gezer tozar oldun sen, yoksa orospuluğa mı başladın? Komşular ne der, bir daha dışarı çıkarsan öldürürm seni.
-Kızım o adamla olmaz biziz tanıdık var bize aylık üç bin lira verecekmiş eğer evlenirsen bak rahat ederiz kızım.
-Yapamazsın bak, bir daha fingirdeşiyim de o bedenindeki kemikleri kırarım. Konuşan dilini koparırım senin.
-Yapma, benim sevgilim o. Bunu bana nasıl yaparsın, sende hiç mi vicdan yok.
-Yeter susun, dayanamıyorum.
Hıçkırarak ağlamaya başladı ama silüetler ona el sallamaya, etrafı kırıp dökmeye ve ona kızmaya devam etti. Neden diye düşündü neden o seçilmişti.
Doktor kızın ağlayışını duyunca içeri girdi ona sarıldı. Sakinleştirdi, neler gördüğünü sordu tekrardan. Kız anlatmadı sadece özür dilerim, ben istemedim diyip tekrar hıçkırıklara boğuldu. Doktor çaresizce tekrar sakinleştirici verdi kıza. Nefret ediyordu bunu yapmaktan ancak bazen başka çaresi olmuyordu.
Kızın rüyası ve silüetler aylarca devam etti. Doktor gelince yok oluyorlardı. O gidince ise her yer karanlık silüetlerden ve seslerden ibaret oluyordu. Yaklaşık bir yıl kadar süre sonra silüetler kayboldu yerini eskisi gibi sadece sesler aldı. Ancak kız kendisinden o kadar utanmaya başlamıştı ki aynaya bakamaz oldu.
Üstü başı kirli, pasaklı biri olarak gezmeye başladı.Hiç bir zaman sahip olamayacaktı aşka, gerçek hislerini asla açıklayamazdı. Ne düşünürlerdi, insanlar ne derdi? Hem olmazdı abisi çok kızardı. Onu yemekhaneden koğuşuna götürürlerken gardiyanların birinden anahtarı gizlice aldı. Depoya indi kapı kitliydi.
Arkasından bir ses geldi.
-Ne işin var burda?
Kız birden donakaldı, ne diyeceğini bilemedi. Sıcak bişeyler hissediyordu, sonra titremeye başladı. Sonra deli olduğunu bildiği aklına geldi ve karşısındaki adama sarılarak teşekkür ederim diyerekten ağlamaya başladı. Ona acıyan görevli koğuşuna götürdü.
Sabahleyin kız kahvaltı yaptıktan sonra ziyaretçisi olduğunu öğrendi. Çok şaşırmıştı, genelde ziyaretçisi olmazdı. Ziyaretçilerle buluşma yeri olan bahçeye çıktı. Karşısında abisi vardı. Kız titremeye başladığını fark etti, durdurmaya çalıştı. Haşlanıyormuş gibi sıcaklamıştı, beyni adımları geriye doğru atmasını emrettiği halde sanki ayakları bağımsız birer insanlarmış gibi ileri doğru gidiyordu.
Abisi onu kucakladı, baharatlı parfüm kokuyordu. Kız hareketsiz bir şekilde put gibi durdu. Yüzü bembeyaz olmuştu beklemiyordu abisini. Abisi askerden dönmüş, onu ziyaret etmek istemişti. Sekiz yıl sonra birden bire aklına mı gelmişti.
-Neden geldin?
-Seni ziyaret etmek istedim. Edemez miyim?
-Edemezsin tabi,hem benim artık sevdiğim var sana ihtiyacım yok.
Kız ağzını kapadı, domates gibi kızarmıştı. Abisi kaşlarını çattı, yine kıza bağırmaya başladı. Biliyordu, elleriyle yüzünü kapadı. Yüzünden bir iki damla yaş geldi. Şimdi neden geldiğini anlamıştı.
Abisi kızın saçından tuttuğu gibi yere fırlattı, tekmelemeye başladı. Kız ayağa kalkmaya çalıştı beceremedi. Tek yapabildiği yardım edin demekti. Onu da etraftakiler umursamadı. Kız:
-Sadece doktor kötü biri değil
Bunu duyan abisi daha da sinirlendi bahçeden herhangi bir saksiyi kızın kafasına attı. O sesle gardiyanlar koştu abisini apar topar dışarı attılar. Kızın yüzünde kesikler vardı, saksının azıcık da olsa etkisini önlemek amacıyla uzattığı eli kırılmıştı. İkigün boyunca hastanede kaldı.Hastanelerden hala nefret ediyordu.
Kendi koğuşuna geri döndüğünde etrafı düzenledi, kanları temizledi. Sesleri hala duyuyordu. Çekmecesini açtı, günlük ve kibrit vardı. Aklına dahice fikir geldi, hiçbir avı artık ona engel olamazdı. Günlüğün sayfalarını yırtıp yata döşedi. Sonra kibriti yaktı, sayfaları tutuşturdu. Yatağı yanıyordu, oda yanan yatağın içine girdi. Canı acıyordu ve yanık et kokuyordu ancak mutluydu çünkü artık bu dünyada yaşamak zorunda değildi.



Yorum bırakın