Sadece özgür olanlar yaşayabilir, ama yaşayanlar özgür değildirler.

Şeker de Sanmış İlacı

Bugün evde yalnız olacaktı, annesinin hastanede tutması gereken nöbeti vardı. İçi bir an heyecanla doldu ve gözleri parladı. Sonunda babasının yemesine izin vermediği dolaptaki renkli bonibon çikolataları yiyebilecekti.Gözlerini annesine dikti ve hazırlanana kadar onu izledi. “Tarık, masanın üstündeki parfümü getirebilir misin?” diye sordu bir anda annesi. Şaşırmıştı, ondan bir şey istemesini beklemiyordu. Hemen parfümü getirip ona uzattı. Annesi parfümünü de sıktıktan sonra ayakkabılarını giyip evden çıktı. Tarık evde yapayalnız kalmıştı.

Annesini Demir kapıdan çıkıp arabasına binene kadar camdan izledi. Annesi kırmızı Toyota spor arabasıyla görünmez hale gelince buzdolabına koştu. Yavaşça ama kuvvet kullanarak kapağı araladı. Yeşil bir poşet çıkardı, üstündeki yazıyı okumaya çalıştı. Ne yazdığını anlamadı bile, okuma yazma bilmiyordu çünkü. İçindeki farklı kutulardakı sarılı, yeşilli, pembeli her türlü yuvarlak ve oval şeyler üstüne bastırıp altındaki folyoyu açarak masaya biriktirdi. 

Her kutudan üçer beşer çıkardığı bonibonlara gözleri parlayarak baktı. Hepsini bir anda avuç avuç alarak ağzına attı. Ağzının müthiş bir tatlılıkla dolmasını beklerken yüzünü buruşturdu. Etrafta hemen su bulmak için koşturmaya başladı. Bu çikolatalar bozuk olmalıydı yoksa bu kadar acı olmazlardı diye düşündü ve bulduğu bir bardak suyu kafasına dikti. Tekrar ağzını tatlandırmak için dolaba baktı. Annesinin ona ateşliyken verdiği portakallı meyve suyunu gördü. Neden bir kaşık verdiğini hiç bir zaman anlayamamıştı zaten. 

Hemen onu da alışı kafaya dikti, bu sefer tatlanmıştı ağzı işte. Bozuk çikolataları yerine yerleştirip kendi başına oyunlar oynamaya başladı.

— Vın vın vın, Ben kazancıma siz kaybedeceksiniz.

— Hayır çok geç ben kazandım bile

— Anca rüyanda görürsün,  bana o hızla yetişemezsin.

Oyuncak arabalar, örümcek adamlar, bilye ve tetris derken bir anda kapı çaldı. Koşarak saate baktı. Saat çoktan altıyı beş geçiyordu. Babası gelmiş olmalıydı. Kapıya koştu, boyunun yetmediğini anlayınca tabureye delikten baktı. Babası elinde bir kutu pizzayla gelmişti. Kapıyı açıp, pizzayı masaya koydu. Beraberce masayı kurup yemek yediler. 

Saat 8 civarlarında üşümeye ve karnı ağrımaya başladı. Babasına seslendi. Babası ise bir battaniye daha verip onu yatırdı. Tarık uyuyamıyordu, ağrıdan ölecek gibi hissediyordu. Ne olabilirdi ki alt tarafı birkaç kutu çikolata yemişti diye düşündü küçük bünyesi dayanamaz hale gelirken.


“Bir gün bir gün bir çocuk,
Eve de gelmiş kimse yok.
Açmış, bakmış dolabı, 
Şeker de sanmış ilacı,
Yemiş, yemiş bitirmiş,
Akşama sancı başlamış, 
Kıvrım, kıvrım kıvranmış, 
Yaptığından utanmış”

RAW is a WordPress blog theme design inspired by the Brutalist concepts from the homonymous Architectural movement.

Subscribe to our newsletter and receive our very latest news.

Geri dön

Mesajınız gönderildi

Uyarı
Uyarı
Uyarı!

Yorum bırakın